Kayıt Ol Giriş Yap

Nafaka Alacağının İcra Yoluyla Tahsili: Geri Bırakma, Mahsup ve Tazyik Hapsi

İcra ve İflas Hukuku· 11 dk okuma

Nafaka alacağının icra yoluyla tahsilinde muacceliyet, takip kurgusu, borçlunun icranın geri bırakılması ve mahsup savunmaları ile Yargıtay'ın güncel yaklaşımı ele alınmaktadır. Ödenmeyen nafaka için İİK m.344 kapsamındaki tazyik hapsinin şartları, ertelenmesi, düşmesi ve infaz süresi de uygulama odaklı biçimde incelenmektedir.

Nafaka dosyaları, icra hukukunun hem en sık karşılaşılan hem de en çok uyuşmazlık üreten alanlarından biridir. Alacağın her ay yeniden doğması, borçlunun dağınık ve çoğu zaman açıklamasız ödemeler yapması, nafakanın artırılması veya azaltılması davalarının takiple eş zamanlı yürümesi ve tazyik hapsi gibi kişisel bir baskı aracının devreye girmesi, dosyayı klasik bir para alacağı takibinden ayırır. Bu yazıda nafaka alacaklısı ve borçlusu vekilinin dosyada karşılaşacağı başlıca usul sorunlarını; muacceliyet, takip kurgusu, icranın geri bırakılması, mahsup ve İİK m.344 kapsamındaki tazyik hapsi ekseninde ele alıyoruz.

Nafaka alacağının muacceliyeti ve maddi hukuk zemini

Takibin hesap tablosunu doğru kurmanın ilk şartı, her bir aylık nafakanın hangi tarihte muaccel olduğunu doğru belirlemektir. TMK m.330/2 açıkça “Nafaka her ay peşin olarak ödenir.” hükmünü içerir. Bu nedenle aylık nafaka, ilgili ayın başında muaccel hâle gelir; birikmiş nafaka hesabında ve işlemiş faiz talebinde başlangıç tarihleri bu esasa göre kurulmalıdır. Ay sonu esas alınarak yapılan hesap, alacaklı aleyhine faiz kaybına, ay ortası tarihlerin karışık kullanılması ise borçlunun itiraz ve şikâyetine zemin hazırlar.

İştirak nafakasında TMK m.330/1 uyarınca miktar, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri gözetilerek belirlenir; çocuğun gelirleri de dikkate alınır. TMK m.330/3 ve TMK m.365/5, istem hâlinde hâkimin irat biçimindeki nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabileceğini düzenler. Uygulamada artış oranı önceden belirlenmiş ilamlar, takip talebindeki hesabın her dönem için ayrı ayrı yapılmasını gerektirir; artışın hangi tarihten itibaren ve hangi periyotla uygulanacağı ilamın hüküm fıkrasından birebir alınmalıdır.

Akrabalık (yardım) nafakası bakımından TMK m.365, davanın mirasçılıktaki sıra gözetilerek açılacağını, istemin davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardımdan ibaret olduğunu, davanın nafaka alacaklısına bakan resmî veya kamuya yararlı kurumlarca da açılabileceğini ve yetkili mahkemenin taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesi olduğunu belirtir. Takip aşamasına gelmeden önce dayanak ilamın bu çerçevede doğru kurulmuş olması, sonraki icra aşamasındaki tartışmaları azaltır.

Takibin kurgusu: ilamlı takip, ilamsız takip ve fark alacakları

Nafaka alacaklısı, ilama dayalı olarak ilamlı takip yapabileceği gibi uygulamada iştirak nafakası için genel haciz yoluyla ilamsız takip yoluna gidildiği de görülmektedir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2018/4691 K.2018/11151 (08.11.2018) sayılı kararına konu dosyada, aylık iştirak nafakasının tahsili için önce genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatılmış, ardından nafakanın artırılmasına ilişkin ilama dayanılarak aynı takip dosyasından ilamlı takibe geçilmiştir. Artırım ilamı temyiz aşamasında bozulmuş, bozma sonrası davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; borçlu fazla ödenen nafakaların mahsubunu talep etmiş ve ödemeyi tamamen kesmiştir. Alacaklının birikmiş nafaka için ödeme emri gönderilmesi ve borçlunun mahsup talebinin reddi istemleri icra müdürlüğünce reddedilmiş, icra mahkemesi kararı ise alacaklının temyizi üzerine Daire tarafından bozulmuştur. Bu dosya, aynı takip içinde ilamsız ve ilamlı aşamaların iç içe geçtiği durumlarda dayanak ilamın akıbetinin takibin kalanını nasıl etkilediğinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini ve borçlunun tek taraflı mahsup iddiasıyla ödemeyi kesmesinin riskli olduğunu göstermektedir.

Artış oranı içeren ilamlarda sık rastlanan bir başka sorun, ilk takipte artışsız tutar üzerinden talepte bulunulması ve fark alacağının sonradan istenmesidir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2023/288 K.2023/6661 (25.10.2023) sayılı kararına konu dosyada, nafakanın her altı ayda bir TEFE-TÜFE ortalamasıyla artırılmasına hükmedilmiş; alacaklı önce takip başlatmış, ardından nafaka fark alacakları için ikinci bir takip yapmıştır. Bölge adliye mahkemesi, ilk takipten feragat edilmeksizin ve ek takip talebiyle ilk takipte fark alacağı istenip takibe devam olunamayacağı gerekçesiyle ikinci takibi hukuka aykırı bulup iptal etmiş; Daire ise bu kararı alacaklının temyizi üzerine bozmuştur. Kararın sonucu, ilk takipten feragat edilmemiş olmasının fark alacakları için ayrı takibi kendiliğinden geçersiz kılan bir sebep olarak görülmediğine işaret etmektedir. Bununla birlikte mükerrer tahsil itirazına karşı ikinci takip talebinde dönemlerin ve tutarların ilk takiple örtüşmeyecek şekilde açıkça ayrıştırılması şarttır.

Borçlunun savunması: icranın geri bırakılması

İİK m.33'ün çerçevesi

İlamlı nafaka takibinde borçlunun temel savunma aracı İİK m.33'tür. Hükme göre borçlu, icra emrinin tebliği üzerine yedi gün içinde dilekçe ile icra mahkemesine başvurarak borcun zamanaşımına uğradığı, imhal edildiği veya itfa edildiği itirazında bulunabilir. İtfa veya imhal iddiası; yetkili mercilerce re'sen yapılmış veya usulüne göre tasdik edilmiş yahut icra dairesinde, icra mahkemesinde veya mahkeme önünde ikrar olunmuş senetle belgelendiği takdirde icra geri bırakılır.

İcra emrinin tebliğinden sonraki dönemde gerçekleşen itfa, imhal veya zamanaşımına dayanan geri bırakma istekleri ise süreye bağlı olmaksızın her zaman yapılabilir. Ancak bu dönemdeki itfa ve imhal istekleri, kanun gereği mutlaka noterlikçe re'sen yapılmış veya tasdik olunmuş belgelere ya da icra zaptına dayandırılmalıdır. Nafaka takibinde devam eden aylar için yapılan ödemeler çoğunlukla bu ikinci kategoriye girdiğinden, borçlu vekilinin ödeme yöntemini baştan kanundaki belge şartına uygun kurgulaması (örneğin ödemeyi icra dosyasına yapmak) sonraki ispat sorununu ortadan kaldırır.

İcra mahkemesi geri bırakma talebini reddederse borçlu, istinaf veya temyiz yoluna ancak başvuru süresi içinde alacağı karşılayacak nakit veya icra mahkemesince kabul edilecek taşınır rehni, esham, tahvilat, taşınmaz rehni ya da muteber bir banka kefaleti göstermek şartıyla başvurabilir; borçlunun yeter malının haczedilmiş olması gibi kanunda sayılan istisnalar saklıdır. Teminat yatırılmadan yapılan kanun yolu başvurusunun icrayı durdurmayacağı müvekkile önceden anlatılmalıdır.

Nafakaya özgü ispat kolaylığı: infak ve iaşe

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2022/759 K.2023/49 (08.02.2023) sayılı kararında, ilama bağlı nafaka borcunun kural olarak nakdi ödemeyle sona erdiği ve borçlunun ödemeyi İİK m.33/1'de sayılan belgelerden biriyle ispat ederek icranın geri bırakılmasını isteyebileceği vurgulanmış; bununla birlikte nafaka borcunun itfasının ispatının bazı özellikler gösterdiği belirtilmiştir. Kurul'a göre nafaka alacaklısı belli bir süre borçluyla birlikte yaşamış ve onun tarafından infak ve iaşe edilmişse, borçlu bu süre için ayrıca nafaka ödemekle yükümlü değildir. Barışarak ortak konuta dönen eş veya annesinin yanından ayrılıp nafaka borçlusu babanın yanına yerleşen çocuk bu durumun tipik örnekleridir. Bu hâlde borçlu, söz konusu döneme ait nafaka istendiğinde icranın geri bırakılmasını talep edebilir ve bu fiilî durumu İİK m.33'teki belgelerle bağlı olmaksızın her türlü delille ispatlayabilir.

Bu yaklaşım borçlu vekili için önemli bir kapı açar: nüfus ve adres kayıtları, okul kayıtları, tanık beyanları, sosyal inceleme raporları gibi deliller, infak ve iaşe olgusunun ispatında kullanılabilir. Alacaklı vekili ise bu savunmaya karşı, birlikte yaşamanın süresini ve gerçekten infak ve iaşe niteliği taşıyıp taşımadığını somut olarak tartışmalıdır; kısa süreli ziyaret veya tatil birlikteliğinin bu kapsamda değerlendirilmesine itiraz edilmelidir.

Açıklamasız ödemelerin mahsubu

Uygulamada en yoğun tartışma, borçlunun banka havalesi veya EFT ile alacaklıya gönderdiği, açıklama kısmında nafakaya atıf bulunmayan ödemelerin akıbetidir. Bu konuda Yargıtay 3. ve 12. Hukuk Daireleri arasındaki içtihat aykırılığı, Yargıtay İBHGK E.2017/7 K.2019/2 (22.03.2019) sayılı kararıyla birleştirme yoluna gidilerek ele alınmıştır. Başvuru, nafaka borçlusunun alacaklıya yaptığı ödemelerin, ödeme belgelerinde nafakaya ilişkin olduğu belirtilmese de hakkaniyet gereği nafaka borcundan mahsup edilip edilemeyeceği sorusuna ilişkindir ve Genel Kurul başvuruyu kabul ederek mahsup olanağını tanıyan yönde içtihadı birleştirmiştir. Kararın özetinde ayrıca genel mahkeme ile icra mahkemesi arasındaki yargılama usulü ve ispat araçlarındaki farklılığa, icra mahkemesinin dar yetkili olduğuna ve kararlarının kural olarak maddi anlamda kesin hüküm oluşturmadığına dikkat çekilmiştir.

Pratik sonuç şudur: Alacaklı vekili, açıklamasız ödemelerin nafakaya değil taraflar arasındaki başka bir borç ilişkisine yönelik olduğunu ileri sürüyorsa bunu somut olarak ortaya koymalıdır. Borçlu vekili ise dekontların tamamını dönem dönem tablolaştırarak hangi ödemenin hangi aya mahsubunu istediğini açıkça göstermelidir. Mahsup talebinin icra müdürlüğüne yöneltilmesi ve müdürlük kararına karşı şikâyet yoluna gidilmesi, dosyada takip edilmesi gereken ayrı bir usul hattıdır.

SavunmaDayanakSüreİspat
Tebliğden önceki itfa, imhal veya zamanaşımıİİK m.33/1İcra emrinin tebliğinden itibaren 7 günRe'sen yapılmış veya usulüne göre tasdik edilmiş ya da merci önünde ikrar olunmuş senet
Tebliğden sonraki itfa veya imhalİİK m.33/2Her zamanNoterlikçe re'sen yapılmış veya tasdik olunmuş belge ya da icra zaptı
Birlikte yaşama ve infak-iaşeİİK m.33; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2022/759 K.2023/49 (08.02.2023)Geri bırakma talebi kapsamındaHer türlü delil
Açıklamasız ödemelerin mahsubuYargıtay İBHGK E.2017/7 K.2019/2 (22.03.2019)Mahsup talebi ve şikâyet süreci içindeÖdeme belgeleri; aksini iddia eden alacaklının somut açıklaması

Nafaka borcunu ödememenin yaptırımı: İİK m.344

Şartlar ve niteliği

İİK m.344/1'e göre nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Bu yaptırım bir ceza değil, borçluyu ödemeye zorlamaya yönelik bir baskı aracıdır; hükmün kendisi de hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse borçlunun tahliye edileceğini öngörür. Şikâyet merci icra mahkemesidir ve yaptırım resen değil, alacaklının şikâyeti üzerine gündeme gelir. Şikâyet süresi ayrı bir hükümde düzenlendiğinden, ödenmeyen dönem ile şikâyet tarihi arasındaki ilişki dosyada ayrıca kontrol edilmelidir.

Şikâyet dilekçesinde dayanak ilam, icra emrinin tebliğ tarihi, ödenmeyen dönemler ve tutarlar açıkça gösterilmelidir. Tazyik hapsinin dayanağı “nafakaya ilişkin karar” olduğundan, ilamsız takiple talep edilen ve ilama bağlanmamış alacaklar bakımından bu yolun kullanılabilirliği dikkatle değerlendirilmelidir.

Nafakanın kaldırılması veya azaltılması davası açılmışsa

İİK m.344/2, borçlunun nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması hâlinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak tazyik hapsinin uygulanmasının bu davanın sonuna bırakılabileceğini düzenler. Hükmün lafzı takdiridir; dava açılmış olması kendiliğinden erteleme sonucunu doğurmaz. Borçlu vekili, dava dilekçesini ve ileri sürülen sebeplerin ciddiyetini gösteren delilleri icra mahkemesine sunmalı; alacaklı vekili ise davanın yalnızca tazyik hapsinden kaçınmak amacıyla açıldığını, sebeplerin dayanaksız olduğunu somutlaştırmalıdır.

Düşme, infaz süresi ve parasal sınır

İİK m.354/1 uyarınca, bu bapta düzenlenen ve takibi şikâyete bağlı olan hâllerde müşteki feragat eder veya borcun itfa edildiği sabit olursa dava ve bütün sonuçlarıyla birlikte ceza düşer. Dolayısıyla tazyik hapsi kararı verildikten sonra yapılan tam ödeme veya alacaklının feragati, sonucu ortadan kaldırır. Kısmi ödemenin bu sonucu doğurmayacağı, hükmün “borcun itfa edildiği” ibaresinden anlaşılmaktadır; borçlu tarafında ödeme planı yapılırken bu nokta gözden kaçırılmamalıdır.

Aynı maddenin ek fıkrası gereği, icra mahkemesinin bu bap hükümlerine göre verdiği tazyik veya disiplin hapsine ilişkin karar, kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilmez. Alacaklı vekili için bu, kesinleşmiş kararın infazının takipsiz bırakılmaması gerektiği anlamına gelir.

Son olarak İİK m.354'e eklenen hüküm, alacak miktarı aylık en yüksek brüt asgari ücretin altında kalan takiplerde disiplin ve tazyik hapsinin uygulanmayacağını öngörmekle birlikte, nafaka alacaklarına ilişkin takipleri bu sınırlamanın açıkça dışında tutmuştur. Bu nedenle düşük tutarlı nafaka alacaklarında da İİK m.344 yolu açıktır; borçlu tarafından ileri sürülen parasal sınır itirazı nafaka takiplerinde sonuç vermez.

Mal beyanı ve aciz vesikası sonrası imkânlar

Haciz aşamasında borçlunun mal beyanı da önem taşır. İİK m.338/1 uyarınca kanuna göre istenen beyanı hakikate aykırı biçimde yapan kişi, alacaklının şikâyeti üzerine üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Gelirini gizleyen nafaka borçlusuna karşı bu hüküm etkili bir araçtır.

Aciz vesikası alınmış borçlu bakımından İİK m.338/2, borçlunun asgari ücretin üstünde bir geçim sürdürdüğünün, aciz vesikası hamili alacaklının alacağın aciz vesikasına bağlanmasından en geç beş yıl içindeki başvurusu üzerine sabit olması hâlinde, asgari ücretin üstündeki gelirlerinden icra mahkemesinin dörtte birden az olmamak üzere belirleyeceği kısmı her ay icra dairesine yatırma yükümlülüğü getirir; bu yükümlülüğe uymayan borçlu hakkında bir yıla kadar tazyik hapsine karar verilir. Aynı maddenin üçüncü fıkrası, borçlunun nafaka borçluları dahil üçüncü kişilerden yardım görmesinin bu yükümlülüğü ortadan kaldırmadığını belirtir.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile nafaka yükümlülüğünün çatışması

Nafaka borçlusunun malvarlığını ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle elden çıkardığı durumlarda TBK m.615 gündeme gelebilir. Bakım alacaklısı bu sözleşme yüzünden kanuna göre nafaka yükümlüsü olduğu kişilere karşı yükümlülüğünü yerine getirme imkânını kaybediyorsa, bundan yoksun kalanlar sözleşmenin iptalini isteyebilir. Hâkim iptal yerine, bakım borçlusunun edimlerinden mahsup edilmek üzere nafaka alacaklılarına nafaka ödenmesine de karar verebilir; mirasçıların tenkis ve alacaklıların iptal davası açma hakları saklıdır. İcra dosyasında tahsil imkânı kalmayan nafaka alacaklısı için bu yol ayrıca değerlendirilmelidir.

Uygulamada dikkat: kontrol listesi

  • Hesap tablosu: Her aylık nafakayı TMK m.330/2 gereği ay başında muaccel kabul ederek hesaplayın; ilamdaki artış oranını ve periyodunu dönem dönem uygulayın.
  • Fark alacakları: Ek veya ikinci takipte dönemleri ilk takiple örtüşmeyecek şekilde ayrıştırın; Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2023/288 K.2023/6661 (25.10.2023) sayılı kararına konu uyuşmazlıktaki iptal riskini gözetin.
  • Yedi günlük süre: Tebliğden önceki itfa, imhal ve zamanaşımı itirazları için İİK m.33/1'deki yedi günlük süreyi kaçırmayın; sonraki dönem için belge şartına dikkat edin.
  • Ödeme yöntemi: Borçlu tarafında ödemeleri icra dosyasına veya belge şartını karşılayacak biçimde yapın; açıklamasız havaleler mahsup tartışması yaratır.
  • İnfak-iaşe savunması: Birlikte yaşama dönemini her türlü delille, tarih aralıklarıyla somutlaştırın.
  • Tek taraflı ödeme kesintisi: Mahsup iddiasıyla ödemeyi kesmek, tazyik hapsi ve birikmiş alacak riskini doğurur.
  • Tazyik hapsi: Şikâyet dilekçesinde ilamı, tebliğ tarihini ve ödenmeyen dönemleri net gösterin; karşı tarafta İİK m.344/2 kapsamında açılmış dava varsa erteleme tartışmasına hazırlıklı olun.
  • İnfaz süresi: Kesinleşen tazyik hapsi kararını İİK m.354 uyarınca iki yıl içinde infaz ettirin.
  • Kanun yolu teminatı: Geri bırakma talebi reddedilen borçlu için İİK m.33'teki teminat şartını kanun yolu süresi içinde yerine getirin.

Sonuç

Nafaka alacağının icra yoluyla tahsili, aylık muacceliyetin doğru hesaplanmasından başlayıp İİK m.33'teki dar ispat rejimi ile nafakaya özgü ispat kolaylıklarının dengelenmesine ve İİK m.344 kapsamındaki tazyik hapsinin etkin kullanılmasına kadar uzanan çok katmanlı bir süreçtir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2022/759 K.2023/49 (08.02.2023) sayılı kararı infak ve iaşe olgusunda her türlü delille ispatı kabul ederken, Yargıtay İBHGK E.2017/7 K.2019/2 (22.03.2019) sayılı kararı açıklamasız ödemelerin mahsubu tartışmasını birleştirme yoluyla ele almıştır. Her iki taraf vekili açısından belirleyici olan; süreleri, belge şartlarını ve tazyik hapsinin düşme ve infaz sınırlarını dosyanın başından itibaren takvime bağlamaktır.

Yararlanılan kaynaklar

Mevzuat

  • İİK m.344 (Nafakaya ilişkin kararlara uymayanların cezası)
  • TMK m.330 (Nafaka miktarının takdiri)
  • TMK m.365 (Dava hakkı)
  • İİK m.33 (İcranın geri bırakılması)
  • İİK m.354
  • İİK m.338 (Hakikata muhalif beyanda bulunanların cezası)
  • TBK m.615 (İptali ve tenkisi)

Yargı kararları

  • 12. Hukuk Dairesi E.2018/4691 K.2018/11151
  • 12. Hukuk Dairesi E.2023/288 K.2023/6661
  • Hukuk Genel Kurulu E.2022/759 K.2023/49
  • Yargıtay İBHGK E.2017/7 K.2019/2 (22.03.2019) — RG 26.09.2019/30900

Sık sorulan sorular

Nafaka borcunu ödemeyen kişiye hapis cezası verilir mi?

İİK m.344 uyarınca nafakaya ilişkin kararın gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Bu bir ceza değil baskı aracıdır; hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse borçlu tahliye edilir.

Nafaka azaltma davası açmak tazyik hapsini durdurur mu?

Kendiliğinden durdurmaz. İİK m.344/2'ye göre icra mahkemesi, borçlunun ileri sürdüğü sebepleri gözeterek tazyik hapsinin uygulanmasını kaldırma veya azaltma davasının sonuna bırakabilir; bu, mahkemenin takdirindedir.

Açıklamasında nafaka yazmayan banka ödemeleri nafaka borcundan düşülür mü?

Bu konudaki daireler arası içtihat aykırılığı Yargıtay İBHGK E.2017/7 K.2019/2 (22.03.2019) sayılı kararıyla birleştirme yoluyla ele alınmış ve mahsup olanağını tanıyan yönde karar verilmiştir. Alacaklı, ödemenin başka bir borç ilişkisine dayandığını ileri sürüyorsa bunu somut olarak ortaya koymalıdır.

Nafaka alacaklısıyla birlikte yaşanan dönem için nafaka istenebilir mi?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2022/759 K.2023/49 (08.02.2023) sayılı kararına göre alacaklı bu dönemde borçlu tarafından infak ve iaşe edilmişse borçlu o süre için nafaka ödemekle yükümlü değildir. Borçlu bu olguyu İİK m.33'teki belgelerle bağlı olmaksızın her türlü delille ispatlayarak icranın geri bırakılmasını isteyebilir.

Asgari ücretin altındaki nafaka alacaklarında tazyik hapsi uygulanır mı?

Evet. İİK m.354, alacak miktarı aylık en yüksek brüt asgari ücretin altında kalan takiplerde disiplin ve tazyik hapsinin uygulanmayacağını öngörse de nafaka alacaklarına ilişkin takipleri bu sınırlamanın dışında tutmuştur.

İlgili yazılar

İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takipte Ödeme Emrine İtiraz: Süre, Sınırlar ve İçtihat

İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takipte borçlu ve ipotek veren üçüncü kişi yedi gün içinde borca itiraz edebilir; ancak rehin hakkı itiraz konusu yapılamaz ve ipoteğe yönelik itirazlar ipoteğin iptali davasına taşınmalıdır. Yazı; süre ve şekil şartlarını, İİK m.45 savunmasını, temel borç ilişkisinin önemini, iflas etkisini ve Yargıtay'ın güncel kararlarını uygulama odaklı ele almaktadır.

Devamını oku →

Kira Alacağında İhtarlı Ödeme Emri ve İcra Mahkemesinde Temerrüt Tahliyesi: Süreler, İspat ve Riskler

Kira alacağı için başlatılan ihtarlı takipte tahliye, itirazın içeriğine göre farklı ispat kurallarına ve hak düşürücü nitelikte sürelere bağlıdır. Makale; altı aylık tahliye talep süresini, sözleşme inkârının ve ödeme savunmasının belgeyle ispatını, yan gider ve husumet sorunlarını ve tahliye kararının infazını Yargıtay kararları ışığında ele alıyor.

Devamını oku →

Tahliye Amaçlı İlamsız Takipte Örnek 13 ve Örnek 14: Doğru Yolu Seçmek ve Hak Kaybını Önlemek

Kiralanan taşınmazın ilamsız icra yoluyla tahliyesinde örnek 13 ödeme emri kira borcunun ödenmemesine, örnek 14 tahliye emri ise süre bitimi ve yazılı tahliye taahhüdüne dayanır; yanlış örnek seçimi tahliye talebini doğrudan tehlikeye atar. Bu yazı iki yolun şartlarını, sürelerini, itiraz sonrası seçenekleri ve takip talebinde dikkat edilecek noktaları uygulama odaklı ele alıyor.

Devamını oku →