Kayıt Ol Giriş Yap

İlamlı İcra Takibinde İcra Emri ve İcranın Geri Bırakılması: Uygulama Notları

İcra ve İflas Hukuku· 9 dk okuma

İlamlı takipte icra emrine itiraz, ödeme emrine itirazdan farklı olarak takibi kendiliğinden durdurmaz; borçlunun yedi gün içinde icranın geri bırakılması kararı getirmesi gerekir. Yazıda yol seçimi, icra emrinin denetimi, rehin ve hapis hakkı gibi özel durumlar ile güncel içtihat uygulama perspektifiyle ele alınıyor.

İlamlı icra, alacaklıya hüküm altına alınmış bir hakkı en kısa yoldan cebri icraya dönüştürme imkânı verir; ancak bu hız, borçlu açısından savunma alanını daraltır. İlamsız takipte borçlunun tek bir dilekçesiyle takip dururken, ilamlı takipte icra emrine itiraz kendiliğinden hiçbir şeyi durdurmaz. Bu fark, hem alacaklı hem borçlu vekili için sürelerin, yol seçiminin ve dilekçe içeriğinin baştan doğru kurgulanmasını zorunlu kılar. Aşağıda ilamlı takibin başlatılmasından icra emrine karşı başvuru yollarına, rehin ve hapis hakkı gibi özel durumlardan güncel içtihada kadar dosyada doğrudan karşılığı olan noktalar ele alınmaktadır.

Yol seçimi: İlamlı alacak ilamsız takibe konu edilebilir mi?

Uygulamada uzun süre tartışılan bu soru, Yargıtay İBHGK E.2017/2 K.2017/3 (26.05.2017) sayılı içtihadı birleştirme kararıyla kapanmıştır. Karara göre ilama dayalı bir alacak ilamsız takip konusu yapılamaz. Sonuç olarak para alacağını hüküm altına aldırmış alacaklının genel haciz yoluyla ödeme emri göndermesi, borçlu tarafından şikâyet yoluyla bertaraf edilebilecek bir usul hatasıdır. Takip talebi hazırlanırken ilamın varlığı biliniyorsa yol mutlaka ilamlı takip olarak seçilmelidir.

Bununla birlikte, ilamla bağlantılı her alacak "ilama dayalı alacak" değildir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2024/13847 K.2025/13640 (06.10.2025) sayılı kararına konu dosyada, tazminat ilamına dayanılarak başlatılan ilamlı takipte borçlulardan biri dosya borcunun tamamını ödemiş, ardından diğer müteselsil borçlulara karşı TBK kapsamında doğan rücu alacağı için ilamsız takip başlatmış ve itiraz üzerine itirazın iptali davası açmıştır. Daire, ilk derece kararını bozmuştur. Bu tür dosyalarda dayanılan hak ilamın kendisi değil, ödemeyle doğan iç ilişkiye dayalı rücu hakkı olduğundan, ilamsız takip yolu ile içtihadı birleştirme kararının yasağı arasındaki sınırın dikkatle çizilmesi gerekir. Rücu talebinde bulunan vekil, takip talebinde alacağın kaynağını (ilam değil, ödeme ve rücu ilişkisi) açıkça göstermelidir.

Takibe geçiş süresinin önem taşıdığı durumlar

Kural olarak ilamlı takip için ayrıca bir başlangıç süresi yoktur; ancak iki istisnai durumda gecikme hak kaybı doğurur:

  • İhtiyati hacizli alacaklar: İİK m. 264 uyarınca ihtiyati haciz dava sırasında konulmuş veya alacaklı haciz sonrası süresinde dava açmışsa, esas hakkındaki hükmün mahkemece tebliğinden itibaren bir ay içinde takip talebinde bulunulmalıdır. Süre kaçırılırsa ihtiyati haciz hükümsüz kalır ve ilgililer isterse bu durum gereken yerlere bildirilir.
  • Hapis hakkıyla güvence altına alınan alacaklar: TTK m. 1399 uyarınca alacak bir ilama veya ilam niteliğindeki belgeye dayanıyorsa, alacaklı defterin tutulmasından başlayarak on beş gün içinde taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip yapmak zorundadır.

İcra emrinin içeriği ve denetimi

İİK m. 32'ye göre para borcuna veya teminat verilmesine dair ilam icra dairesine verildiğinde icra memuru borçluya icra emri tebliğ eder. İcra emrinde ödeme emrine ilişkin genel unsurların yanında şu hususlar bulunmalıdır:

  • Hükmolunan şeyin cinsi ve miktarı,
  • Yedi gün içinde ödeme yapılması veya hükmolunan teminatın verilmesi gerektiği,
  • Bu süre içinde icra mahkemesinden ya da istinaf, temyiz veya yargılamanın iadesi yoluyla ait olduğu mahkemeden icranın geri bırakılmasına dair karar getirilmedikçe cebri icraya geçileceği,
  • Aynı süre içinde mal beyanında bulunulması, bulunulmazsa hapisle tazyik olunacağı, mal beyanında bulunulmaz veya gerçeğe aykırı beyanda bulunulursa hapisle cezalandırılacağı ihtarı.

Yabancı devlet aleyhine başlatılan ilamlı takiplerde İİK m. 32'ye 6352 sayılı Kanunla eklenen fıkra gereğince, uluslararası antlaşmalar saklı kalmak kaydıyla borçlu devlete ait mallar hakkında cebri icra yapılabileceği ayrıca ihtar edilmelidir. Bu ihtarın eksikliği, özellikle yabancı devlete karşı yürütülen dosyalarda icra emrinin usulsüzlüğü bakımından ileri sürülebilecek somut bir eksikliktir.

İcra emrinin ilamla uyumsuzluğu (ilamda olmayan kalemlerin eklenmesi, faiz başlangıcının veya oranının hatalı gösterilmesi, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin yanlış hesaplanması) uygulamada en sık rastlanan sorundur. Bu tür eksiklikler icra müdürlüğü işleminin denetimi niteliğinde olduğundan, borçlu vekilinin itirazını, borcun sona erdiği iddiasından ayrı olarak ve icra emrinin hangi kalemine yöneldiğini tek tek göstererek kurması gerekir.

İcra emrine itiraz ile ödeme emrine itiraz arasındaki temel farklar

İlamlı ve ilamsız takipteki itiraz rejimleri arasındaki farklar, hak kayıplarının büyük bölümünün kaynağıdır. Aşağıdaki tablo uygulamadaki en önemli ayrımları özetlemektedir:

Konuİlamsız takip (ödeme emri)İlamlı takip (icra emri)
Başvuru merciiİcra dairesi (İİK m. 62)İcra mahkemesi veya ilgili kanun yolu mercii (İİK m. 32)
Takibe etkisiSüresinde itiraz takibi durdurur (İİK m. 66)Takip ancak icranın geri bırakılması kararıyla durur
Gerekçe zorunluluğuKural olarak gerekçesiz itiraz yeterli; kısmi itirazda miktar açıkça gösterilmeliİtiraz sebebi ve delilleri dilekçede somut gösterilmeli
Takibin devamıAlacaklının itirazın kaldırılması veya iptali yoluna gitmesi gerekirAlacaklının ayrıca bir işlem yapmasına gerek yoktur

İİK m. 66 uyarınca ödeme emrine süresinde yapılan itiraz takibi kendiliğinden durdurur; kısmi itirazda takip yalnız kabul edilen miktar için devam eder. İİK m. 65 ise kusursuz engel hâlinde paraya çevirme işlemleri bitinceye kadar gecikmiş itiraz imkânı tanır; borçlu engelin kalktığı günden itibaren üç gün içinde mazeretini gösteren delillerle birlikte itirazını bildirmek ve duruşma giderlerini ödemek zorundadır. İlamlı takipte bu kolaylıkların hiçbiri yoktur: İİK m. 32'deki yedi günlük süre içinde icranın geri bırakılması kararı getirilmezse cebri icraya geçilir.

Kambiyo senetlerine mahsus takipte imza itirazı da farklı bir rejime tabidir. İİK m. 170 uyarınca imza itirazı satış dışındaki takip işlemlerini durdurmaz; icra mahkemesi itirazı ciddi bulursa evrak üzerinden geçici durdurma kararı verebilir. İmzanın borçluya ait olduğu anlaşılır ve takip durdurulmuşsa borçlu, alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına ve yüzde on oranında para cezasına mahkûm edilir. Bu düzenleme, takibin durdurulmasının borçlu için ciddi bir mali risk taşıyabildiğini gösteren tipik bir örnektir.

İcranın geri bırakılması talebinde dilekçe ve ispat

İcra emrine itirazda borçlunun yükü ağırdır: ilamın içeriğine girilemeyeceğinden itiraz, kural olarak ilamdan sonra gerçekleşen ve borcu sona erdiren veya erteleyen olgulara dayanmak zorundadır. İspat aracı olarak ödeme belgeleri (banka dekontu, makbuz, alacaklı tarafından imzalanmış ibraname), erteleme belgeleri ve resmî kayıtlar ön plana çıkar. Dilekçede dikkat edilecek başlıca noktalar şunlardır:

  • Ödemenin tarihi, tutarı, alıcısı ve hangi ilam kalemine ilişkin olduğu belgeyle birlikte gösterilmelidir.
  • Kısmi ödeme iddiasında, icra emrinin hangi kısmının geri bırakılması istendiği hesap tablosuyla somutlaştırılmalıdır. İlamsız takip için İİK m. 62'de öngörülen "cihet ve miktarı açıkça gösterme" zorunluluğu ilamlı takipte doğrudan uygulanmasa da, aynı titizlik mahkemenin talebi belirsiz bularak reddetmesini önler.
  • Kanun yoluna başvurulmuşsa, icranın geri bırakılması talebinin istinaf veya temyiz merciine de yöneltilebileceği unutulmamalıdır; İİK m. 32 bu seçeneği açıkça tanımaktadır.
  • Yargılama gideri, vekâlet ücreti ve varsa kötü niyet tazminatı talepleri açıkça ve ayrı ayrı yazılmalıdır.

Vekâlet ücreti talebinin önemi, AYM Bireysel Başvuru, Başvuru No: 2021/31220, (Genel Kurul) 27.01.2026 tarihli Cemal Kocatepe başvurusunda belirgin şekilde ortaya çıkmıştır. Olayda başvurucu, aleyhine hükmedilen vekâlet ücretini ilamlı takipten önce ödemiş; buna rağmen başlatılan takip üzerine icra emrine itiraz etmiştir. İcra hukuk mahkemesi davayı kabul edip icranın geri bırakılmasına karar vermiş, ancak başvurucu lehine vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına hükmetmiştir. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu bu başvuruda ihlal kararı vermiştir. Kararın uygulamaya yansıması açıktır: haklı çıkan borçlunun icra emrine itiraz dosyasında vekâlet ücreti talebinin reddi, artık yalnız olağan kanun yolu meselesi değil, bireysel başvuru açısından da denetime açık bir sorundur. Bu nedenle borçlu vekili talebini açıkça yazmalı, mahkemenin olumsuz kararına karşı mevcut başvuru yollarını değerlendirmelidir.

Rehinli ve hapis hakkıyla güvenceli alacaklarda özel durumlar

İlamın rehin veya hapis hakkıyla güvence altına alınmış bir alacağa ilişkin olması, itiraz rejimini değiştirir. TTK m. 1399 uyarınca hapis hakkı takip konusu ilamda veya ilam niteliğindeki belgede belirtilmemişse borçlu hapis hakkına itiraz edebilir. Bu hâlde İİK m. 147'deki, sırf rehin hakkına itiraz edilmesi durumunu düzenleyen hüküm uygulanır: alacaklı rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takipten vazgeçerek takibin haciz yoluyla devamını isteyebilir ve borçluya mal beyanı için yedi gün mühlet verilir.

İİK m. 147 ayrıca rehin hakkına açıkça itiraz edilmemişse alacaklının rehin hakkının takip aşamasında artık tartışılamayacağını öngörür. Borçlu vekili açısından bu, itiraz dilekçesinde rehin hakkına yönelik itirazın ayrı ve açık bir başlık altında yazılması gerektiği anlamına gelir; genel ifadelerle yapılan itiraz rehin hakkını kapsamayabilir.

Aynı alacağın birden fazla güvenceye bağlı olduğu dosyalarda yol seçimi de önem taşır. Yargıtay İBBGK E.2021/2 K.2023/1 (20.01.2023) sayılı kararı, alacağın tahsili amacıyla borçlu aleyhine "tahsilde tekerrür olmamak" kaydıyla dahi aynı anda ve sıra gözetilmeksizin hem rehnin paraya çevrilmesi hem de kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapılamayacağı sonucuna ulaşmıştır. Rehinle güvenceli ve aynı zamanda kambiyo senedine bağlanmış alacaklarda takip talebi bu ilke gözetilerek kurulmalıdır.

Cebri icra aşamasında haciz ve satış

İcra emrinin kesinleşmesiyle haciz ve satış aşamasına geçilir. Daha önce ihtiyati haciz konulmuşsa, İİK m. 264'ün son fıkrası uyarınca borçlu süresinde itiraz etmezse veya itiraz kesin olarak kaldırılır ya da iptal edilirse ihtiyati haciz kendiliğinden kesin hacze dönüşür. Haciz sonrası satış talebinin icra müdürlüğünce reddedilmesi hâlinde ise Yargıtay İBBGK E.2016/4 K.2018/1 (16.02.2018) sayılı kararı önem taşır: alacaklının yasal süresi içinde usulüne uygun yaptığı satış talebinin reddine ilişkin karar şikâyet yoluyla ortadan kaldırılmasa bile, yasal sürenin geçmesiyle özellikle sıra cetveline esas alınacak haciz düşmez. Bu karar, satış talebi süresinde ve usulüne uygun yapılmış alacaklının sıra cetvelindeki konumunu korur; ancak talebin süresinde ve usulüne uygun olması şartı, dosyada belgeli olarak bulunmalıdır.

Vekil aracılığıyla yürüyen takiplerde tebligat

İlama dayanmayan bir alacak için başlatılan ve vekil aracılığıyla itiraz edilen takiplerde, takibin devamı için açılan itirazın iptali davasında tebligat muhatabı da tartışmalıydı. Yargıtay İBBGK E.2021/1 K.2022/3 (03.06.2022) sayılı kararı, borçlunun takibe vekil aracılığıyla itiraz etmesi hâlinde itirazın iptali davasına ilişkin dava dilekçesinin asile tebliğ edilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Rücu alacağı gibi ilamlı takiple bağlantılı olmakla birlikte ilamsız yoldan ileri sürülen alacaklarda bu kural doğrudan karşınıza çıkar; tebligatın vekile yapılması usul eksikliği oluşturur.

Uygulamada dikkat: Kontrol listesi

Alacaklı vekili için

  • İlama dayanan para alacağında yolu ilamlı takip olarak seçin; ilamsız yola başvurmak şikâyetle takibin bozulmasına yol açar.
  • İhtiyati hacizli alacaklarda hükmün tebliğinden itibaren bir aylık süreyi, hapis hakkına dayalı alacaklarda defterin tutulmasından itibaren on beş günlük süreyi takvime işleyin.
  • İcra emrindeki kalemleri ilamla birebir karşılaştırın; yabancı devlet aleyhine takipte ek ihtarı eksiksiz yazdırın.
  • Satış talebinin reddi hâlinde, talebin süresinde ve usulüne uygun yapıldığını gösteren belgeleri dosyada muhafaza edin.

Borçlu vekili için

  • İcra emrinin tebliğinden itibaren yedi günlük süreyi esas alın; itiraz takibi kendiliğinden durdurmaz.
  • Kanun yolu açıksa icranın geri bırakılması talebini ilgili mercie de yöneltmeyi değerlendirin.
  • Ödeme ve erteleme iddialarını belgeyle, kalem kalem ve hesap tablosuyla somutlaştırın.
  • Rehin veya hapis hakkına itirazı ayrı ve açık bir başlık altında yazın.
  • Vekâlet ücreti, yargılama gideri ve kötü niyet tazminatı taleplerini açıkça ileri sürün; ret hâlinde başvuru yollarını kaçırmayın.

Sonuç

İlamlı icra, alacaklı için güçlü ve hızlı bir araçtır; borçlu için ise savunma imkânının dar ve süreye sıkı sıkıya bağlı olduğu bir alandır. İİK m. 32'nin kurduğu sistemde takibi durduran şey itirazın kendisi değil, icranın geri bırakılması kararıdır. Yol seçiminde içtihadı birleştirme kararlarıyla netleşen sınırlar, rehin ve hapis hakkına ilişkin özel hükümler ve icra emrine itiraz dosyalarında vekâlet ücretine ilişkin anayasal denetim birlikte değerlendirildiğinde, her iki taraf vekilinin de dosyayı ilk günden süre ve belge disipliniyle yönetmesi gerektiği açıktır.

Yararlanılan kaynaklar

Mevzuat

  • İİK m.264 (İhtiyati haczi tamamlıyan merasim)
  • TTK m.1399 (II - İlamlı icra)
  • İİK m.32 (İcra emri ve muhtevası)
  • İİK m.62
  • İİK m.66
  • İİK m.65
  • İİK m.170
  • İİK m.147 (Ödeme emrine itiraz)

Yargı kararları

  • Yargıtay İBHGK E.2017/2 K.2017/3 (26.05.2017) — RG 21.07.2017/30130
  • 4. Hukuk Dairesi E.2024/13847 K.2025/13640
  • AYM Bireysel Başvuru, Başvuru No: 2021/31220
  • Yargıtay İBBGK E.2021/2 K.2023/1 (20.01.2023) — RG 16.07.2023/32250
  • Yargıtay İBBGK E.2016/4 K.2018/1 (16.02.2018) — RG 29.06.2018/30463
  • Yargıtay İBBGK E.2021/1 K.2022/3 (03.06.2022) — RG 26.11.2022/32025

Sık sorulan sorular

İcra emrine itiraz takibi durdurur mu?

Hayır. İİK m. 32 uyarınca icra emrinde öngörülen yedi günlük süre içinde icra mahkemesinden veya istinaf, temyiz ya da yargılamanın iadesi yoluyla ilgili mahkemeden icranın geri bırakılması kararı getirilmedikçe cebri icraya geçilir. Ödeme emrine süresinde yapılan itirazın takibi durdurması kuralı (İİK m. 66) ilamlı takipte uygulanmaz.

İlgili yazılar

İlamsız İcra Takibinin Başlatılması: Takip Talebinden Ödeme Emrinin Tebliğine Uygulama Notları

İlamsız takipte dosyanın kaderi büyük ölçüde takip talebinin İİK m. 58'e uygun hazırlanmasına, doğru takip yolunun seçilmesine ve ödeme emrinin usulüne uygun tebliğine bağlıdır. Bu yazıda talep içeriği, ödeme emri türleri ve süreleri, ihtiyati haciz bağlantısı, idari yargı görevine giren alacaklar ve sık yapılan hatalar uygulama odaklı ele alınmaktadır.

Devamını oku →